
hakkında hiç birşey bilmeden başına oturduğum filmleri seviyorum.. wristcutters da onlardan biri oldu.. hem de bir yol hikayesi.. hem de ne yol.. TomWaits'den "dead and lovely" ile açılan filmin baş karakteri Zia'nın (Patrick Fugit) önce intihar edenlerin dünyasına yaptığı kısa yolculuk ve daha sonra da intihar edenlerin dünyasında yaptığı uzunca bir yolculuğu anlatan fimin müzikleri, renkleri konuyu nefis bir şekilde destekliyordu.. ama filmin beni etkileyen genel başarısı ayrıntılar üzerine kurulmuş güzel bir öykü olmasından kaynaklı.. o kadar ki, filmde bir kara delik bile var ama ne izleyene ne de filmdeki karakterlere garip geliyor.. (zaten garip olan bişi varsa, o da intihar edenlerin bir dünyası olması.. değil mi.. biliyorum..) filmin başka bir güzel ayrıntısı ise karamsar müziğiyle filmin başında sesini duyduğumuz Tom Waits'in ilerleyen sahnelerde, yan rollerden birinde görmemiz.. ve üstelik filmin bu kadar karamsar müziğe, temaya, renge sahip olmasına rağmen sıksık güldüren bir karamizah olması da cabası..
genel olarak konu; Zia'nın intihar ederek ulaştığı, intihar edenlerin dünyasında (aslında intihar edenler için çok büyük bir cezadır.. yeniden yaşıyor olmak hem de yıldızsız bir gökyüzünün altında, hiç gülemeyerek..) yolları kesişen Eugene (Shea Whigham), Mikal (Shannyn Sossamon) ve Zia'nın, Zia'nın intihar ettiğini öğrendiği eski sevgilisi Desree'nin peşine düşmesinden ibaret.. bir de Mikal'in "buranın sorumlusunu" bulmaya çalışması tabii..
filmin sonu her ne kadar çok da "bağlayıcı" olmasa da, filmin girişi ve gelişmesi o kadar hafif ve akıcıydı ki, kapanışında da gülümsemeden edemedim..
yönetmen Goran Dukic'i de diğer filmlerini de izlemek üzere buraya not aldım..








